Ana SayfaARAŞTIRMA/İNCELEMEKadın cinayetleri: “Suçun sorumluluğu mağdura yükleniyor”

Kadın cinayetleri: “Suçun sorumluluğu mağdura yükleniyor”

Kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri yalnızca tek tek yaşanan trajediler değil, Türkiye’de de Almanya’da da giderek daha fazla tartışılan yapısal bir toplum sorunu olarak karşımıza çıkıyor. Her yıl yüzlerce kadının yaşamını yitirdiği bu tablo, yalnızca faillerin işlediği suçlarla değil, aynı zamanda toplumun ürettiği söylemler, cezasızlık kültürü ve medya diliyle de yeniden üretiliyor. Gazeteci ve yazar Sinem Nazlı Demir,  Stuttgart’ta düzenlenen “Katilimi Tanıyorum” başlıklı konferansta tam da bu noktaya dikkat çekti. Demir’e göre şiddet yalnızca bireysel bir suç değil, ataerkil kültür, cezasızlık politikaları ve medyanın kullandığı dil tarafından sürekli yeniden üretilen bir yapının parçası.

Konuşmasında özellikle medya dilinin rolüne değinen Demir, kadın cinayetlerinin çoğu zaman failin eylemini görünmez kılan ve sorumluluğu dolaylı biçimde mağdura yükleyen bir anlatıyla sunulduğunu vurguladı. Haberlerde sıkça kullanılan “cinnet geçirdi”, “kıskançlık krizi”, “gözü döndü” gibi ifadelerin cinayeti açıklamak yerine sıradanlaştırdığını belirten Demir, “438 kadın öldürüldü” gibi başlıkların da failin kimliğini ortadan kaldırdığını söyledi. Ona göre doğru ifade, “438 kadın erkekler tarafından öldürüldü” olmalı.

STUTTGART’TA ŞİDDETİN DİLİ TARTIŞILDI

Kadına yönelik şiddetin medya, kültür ve toplumsal zihniyetle ilişkisini ele alan konferans, Stuttgart’ta Stadtteilhaus Mitte salonlarında gerçekleştirildi.

Turkuaz Kültür ve Sanat Derneği (Turkuaz e.V.) tarafından düzenlenen etkinliğin moderasyonunu derneğin yönetim kurulu üyesi Yeşim Kavrap üstlendi. Sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinin de izleyiciler arasında yer aldığı buluşma, klasik bir konferansın ötesine geçerek interaktif bir tartışma ortamına dönüştü. İzleyiciler söz alarak görüşlerini paylaştı, sorular yöneltti ve kadın cinayetlerinin toplumsal boyutları üzerine ortak bir düşünme alanı oluştu.

MEDYA DİLİ ŞİDDETİ NASIL NORMALLEŞTİRİYOR?

Sinem Nazlı Demir’in sunumunun önemli bölümlerinden biri medya dilinin kadın cinayetlerini nasıl çerçevelediği üzerineydi.

Gazeteci kimliğiyle yıllardır bu alandaki haberleri takip ettiğini belirten Demir, birçok haberde failin arka plana itildiğini, buna karşılık mağdurun yaşam tarzının sorgulandığını söyledi. “Yalnız yaşıyordu”, “arkadaşı evine geldi”, “açık giyiniyordu” gibi ifadelerin okuyucuda bilinçaltı bir suçlama mekanizması yarattığını belirten Demir, bunun yalnızca bir dil sorunu değil, aynı zamanda toplumsal bir zihniyet sorunu olduğunu ifade etti.

Sunumda paylaşılan verilere göre yalnızca 2025 yılında Türkiye’de 294 kadın erkekler tarafından öldürüldü, 297 kadın ise şüpheli şekilde ölü bulundu. Bu tablo, kadın cinayetlerinin bireysel olaylar değil, sistematik bir şiddet biçimi olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.

Konferansın ardından Demir, kadına yönelik şiddeti ve medya dilini ele aldığı “Katilimi Tanıyorum” adlı kitabını da okurlar için imzaladı. Kitap imza bölümünde izleyicilerle birebir sohbet eden Demir, kadın cinayetlerinin yalnızca istatistiksel veriler değil, gerçek yaşamlar olduğunu hatırlatarak bu konuda toplumsal farkındalığın artmasının önemine dikkat çekti.

MÜZİKLE BÜYÜYEN İTİRAZ

Konferansın ardından sahneye çıkan sanatçı Cengiz Şahin, gecenin düşünsel atmosferini müzikle tamamladı.

Şahin, kadının yaşam mücadelesine ve özgürlük arayışına değinen eserlerden oluşan özel repertuvarıyla izleyicilerle güçlü bir bağ kurdu. Cengiz Şahin, gecede “Ünzile”, “Vazgeçtim Dünyadan”, “Dünyada Ölümden Başkası Yalan”, “Deli Kızım Uyan”, “Eller Günahkâr”, “Hür Doğdum Hür Yaşarım”, “Bir Derdim Var”, “Cambaz”, “Sil Baştan”, “Beni Vur”, “Can Kırıkları”, “Masum Değiliz” ve Sezen Aksu’nun “Farkındayım” adlı eserlerini seslendirdi.

Sanatçının performansı, yalnızca bir müzik dinletisi değil, kadına yönelik şiddete ve toplumsal eşitsizliklere karşı yükselen bir itirazın sahnedeki karşılığı gibiydi. Dinleyicilerin de zaman zaman eşlik ettiği şarkılar, gecenin duygusal yoğunluğunu artırarak konferansın mesajını sanatın diliyle pekiştirdi.

Konferans ve müzik dinletisiyle şekillenen buluşma, Stuttgart’ta kadın cinayetlerinin nedenleri, medya dili ve toplumsal sorumluluk üzerine güçlü bir yüzleşme alanı yarattı. Kadınların yaşamlarının birer istatistikten ibaret olmadığını hatırlatan bu buluşma, şiddetin sıradanlaştırılmasına karşı ortak bir itiraz olarak akıllara kazındı.

YENİ KÜLTÜR – STUTTGART

SOSYAL MEDYA

DUYURULAR